Nasrettin Hoca, suya gönderdiği çocuğun eline testiyi vermiş ve
"Testiyi kırmadan getir..." diyip bir de tokat atmış. Yanındakiler, "Hocam, çocuk testiyi kırmadı ki, tokat atıyorsun!" diye söylenmişler. Hoca, hiç istifini bozmadan cevap vermiş: Testiyi kırdıktan sonra tokat atmanın ne faydası olur?
Nasrettin Hoca'nın testi kırılmasın diye attığı tokat misali, ben de Mustafa Er, Bursaspor testisini bir daha kırmasın diye altını çizerek bir daha yazıyorum...
Efendim, bu fakirin takipçileri bilir belki, ama yeni başlayanlar için neden "Bir daha kırmasın diye bir daha yazıyorum" diyerek başladığımı açayım önce.
Takvimler, 19 Aralık 2021'i gösterirken, yazarınız, "Kasımdan marta kış uykusuna yatmış gibiler!" başlığıyla, konusu Bursaspor olan ve tıpkı bugünkü gibi (Esenler Erokspor maçı) kesin kazanması gereken bir maçın akıbetini kaleme almış ve Mustafa Er'in marifetini aktarmıştım.
Gelin, şimdi biraz geriye saralım ve o gün söylediklerimi bir hatırlayalım.
***
Kasımdan marta kış uykusuna yatmış gibiler!
Bugün, sürekli ve hafiften çiseleyen yağmur ve soğuğa inat alabildiğine sıcak ve yoğun bir gündemi vardı Bursa'nın.
İlk gündem, Bursaspor...
Ben ilk gündem dedim ama Bursa için hep gündem Bursaspor aslında. Öyleyse bu konuda birkaç kelam ederek başlayalım sohbetimize.
Bursaspor, kendi evinde, mutlak galip gelmesi gereken bir maçtan daha eli boş ayrıldı sahadan. "İnsanı bitirip tüketen şey asıl kendi üzüntüsüdür." Dolayısıyla üzdü ve muhakkak üzüldü de.
Peki; neden böyle oldu/oluyor?
Evvela, sürekli, "Bursaspor'u bu hale düşürenler utansın/hesap versin" diyenlere bir şey söyleyeyim. Bu tepkiniz, sadece yeni yönetimeyse, bilin ki; bilerek veya bilmeyerek büyük bir haksızlık yapıyorsunuz. Nitekim, Bursaspor iyiydi de bu yönetim kötü hale getirmedi. Bursaspor, daha kötü/rüm haldeydi. Şimdi kötürümlükten kurtuldu ama kötü hali devam ediyor.
Bunda, yeni yönetimin hiç hatası yok mu?
Var tabii. Kanaatim o ki; yönetim ilk düğmeyi yanlış ilikledi. O ilk düğme ise Mustafa Er'den başkası değildir. Yeni yönetim, taraftarın hamasi isteğine uyarak, Mustafa Er'e güvendi. O ise, ne yazık ki; hem güveni boşa çıkardı hem de kendisine güvenenleri yarı yolda bıraktı. Bursaspor, bugün kötü durumdaysa, bunda Mustafa Er'in zamansız, anlamsız ve umursamaz bir şekilde bırakıp gitmesinin payı yadsınamaz.
Kimse kusura bakmasın.
Futbol, ayakla oynanan bir oyundur, ayak oyunu değildir. Bursaspor'da, yönetime karşı daha ilk günden başlayan ayak oyunları ortadadır. Bilerek veya bilmeyerek bu oyunun bir ayağı da Mustafa Er olmuştur. İlaveten, Bursaspor, faturalarını bile ödeyemeyecek kadar kötürümken yeni yönetimle birlikte beklenti yükseldi. Mustafa Er de, bunun altından kalkamayacağını anladı ve tabir-i caizse, bir bahane bulup sıvıştı. Şimdi, "mağdur bir kahraman" rolünü çok iyi oynuyor.
Gelelim, diğerlerine...
Temsilde hata olmaz. Bursa'nın beyaz adamları, Bursaspor'u bir siyahinin yönetmesinden alabildiğine rahatsızlar. "Tayyip Erdoğan gelse tahtayı açamaz" diyen zihniyet açılan tahtadan, daha doğrusu o tahtayı "öteki"nin açmasından rahatsızlar. Tahta açık olsa da kapıların Bursaspor'a/yönetime kapanması için adeta kasımdan marta kış uykusuna yatmış gibiler. Bir kısmı otel lobilerinde, bir kısmı makam tepelerinde eğlenerek Bursaspor yönetimine ömür biçiyorlar. Akıl alır gibi değil ama görünen manzara tam da böyle...(19 Aralık 2021 / Kasımdan marta kış uykusuna yatmış gibiler!)
***
Aynı Mustafa Er, o gün sıvışıp gitmeden önce, yine bu fakirin Genel Yayın Yönetmeni olduğu enDergi'nin üçüncü sayısına bir röportaj vermiş ve "Emin Adanur önderliğindeki yönetimimiz kısa sürede bence inanılmaz işler yaptı. Bizlerle uyum içerisindeler. Eksik olmasınlar, her zaman düşüncelerimizi soruyorlar. Ben ve ekibimde, doğru yolda olan bu yönetim kuruluna yardımcı olmak istiyoruz. Yönetimdeki bu hava takıma da sirayet etmiş durumda. Futbolcularımız, personelimiz artık çok mutlu. Onlardaki bu ışık bize ümit veriyor... " demişti.
Ne var ki; bu güzel ve iddialı sözlerin daha mürekkebi kurumadan Mustafa Er, hangi kabile reisi kılıklı kasaba siyasetçisinin perde arkasından verdiği sufleye kulak kabarttıysa artık takımı yüzüstü bırakıp gitmişti. Yani, testiyi o zaman ve çok fena kırmıştı Mustafa Er.
SON SÖZ:
Mustafa Er, bugün yine takımın başında. Üstelik, bugün daha güçlü, kararlı bir yönetim var ve o kabile reisi kılıklı kasaba siyasetçileri de yok artık. Fakat manzara yine değişmiyor. Eline süper lig kalitesinde bir kadro verildiği halde, 50 bin taraftarın önünde ligin dibindeki takımı yenemiyor. Daha da kötüsü, takım berbat oynuyor. Bana öyle geliyor ki; antrenman da yeterli değil. Nitekim takımın en iyi sayılan Iheanacho göbek yapmış sanki. Ne yazık ki; Enes Çelik ve yönetimi de kurdukları büyük takımı, takımdan daha küçük bir hocaya emanet ederek ilk düğmeyi yanlış iliklemiş oldular. Bu akşam, teknik direktör farkı/faktörü ile kaybedilen puanın ardından Mustafa Er ile şampiyonluk beklenmemeli. En başta/başlıkta söylediğim gibi, Bursaspor, Mustafa Er'e teşekkür edip, bundan sonraki hayatında başarılar dilemeli. Testi kırılmadan yapılmalı bütün bunlar.
---
"Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve supertimsah.com'un editöryal politikasını yansıtmayabilir."